top of page

Filistin-İsrail Çatışmasının Jeopolitik Temelleri

  • Yazarın fotoğrafı: Ceren Cano
    Ceren Cano
  • 26 Ara 2024
  • 3 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 23 Mar



Filistin-İsrail Çatışmasının Jeopolitik Temelleri

 

2006 savaşından beri durulmayan Hizbullah- Israil ilişkileri ve 2020 Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn ve İsrail arasında imzalanan İbrahim Anlaşmaları ile Israil’in diplomatik olarak tanınması, iş birliği alanlarının arttırılmasının Arap ülkelerinde yarattığı rahatsızlık, 7 Ekim saldırısından sonra daha da sertleşti. Israil, 7 Ekim 2023 Hamas saldırısından sonra ulusal güvenlik ve meşru müdafaa hakkını ileri sürerek Batı Şeria ve Doğu Kudüs’e saldırmaya başladı. Bölgede stratejik konumuyla ayrı bir yere sahip olan ve binlerce Filistinli’ ye ev sahipliği yapan Gazze abluka altına alındı. İsrail, Filistinlileri Sina Çölü’ne ve Ürdün’e sürüklemeye çalışırken, Ürdün 1994 yılında imzalanan, İsrail- Ürdün Barış Anlaşmasını askıya almaya hazırlanıyor.


 Israil’in mevcut durumdaki aşırı sağ koalisyonunun müdahale ve saldırıları Hamas ve Hizbullah’ı etkisizleştirme hedefiyle hala devam ediyor. Fakat ulus-devlet statüsüne sahip olmayan Filistinliler, devlet dışı aktörler aracılığıyla direnişini sürdürüyor. Böylece sahada uluslararası aktörler tarafından siyasi varlığı tanınan bir devlete karşı, 1948’den bu yana kendi topraklarından sürülen, öldürülen, hiçbir siyasi hakkı tanınmayan Filistinliler, uygulanan orantısız güce karşı devlet dışı aktörlerle karşı koymaya devam ediyor. Uygulanan orantısız güç; bölgede uluslararası insani krizin büyümesine, Amerika’nın karşısında duran bölge güçlerinin desteğini arkasına alarak direnişin büyümesine sebep oluyor. Neredeyse bir milyon iki yüz bin mülteci nüfusuna sahip ve 2009’dan beri ekonomik krizin ağırlaştığı, siyasi krizin giderek daha da derinleştiği Lübnan büyük bir kaosun içine sürükleniyor.


Al Jazeera kaynaklarına göre, şu ana kadar 17,492 ’i çocuk olan 45,361[1] Filistinli öldürüldü, İsrail ise 1.139 kayıp verdi, 251 İsrailli de Hamas tarafından esir alındı.  Hâlihazırda 101 kişi Hamas’ın elinde esir olarak tutuluyor. Netanyahu’nun müzakereye yanaşmaması; İsrailli esirlerin tutsaklığını devam ettiriyor, İsrail halkının ise muhalefetini şiddetlendiriyor.


İki devletli çözüme karşı denge unsuru oluşturacak bir güç olarak doğan Hamas’ı görece zayıflattığını düşünen Israil, İran Devrimi’nden sonra (1979) doğan ve 1982’de Filistin Kurtuluş Örgütü’nün siyasi aktör olarak devre dışı bırakılmasında sonra, zamanla Lübnan’ın sosyal dokusunun bir parçası haline gelen Hizbullah ile yaklaşık 40 yıldır çatışma halinde.  İsrail’in, sindirme operasyonlarına karşın, çoklu cephede İran’ın desteklediği diğer devlet dışı aktörlerle daha yoğun bir çatışmaya girmek zorunda kalması an meselesidir.  İran’ın bölgede “Direniş Ekseni” olarak tanımladığı koalisyon; Irak İslami Direniş Hareketi, Halk Seferberlik Güçleri, Lübnan Hizbullah’ı, Yemen Husileri ve “eski Suriye otoritesidir.”


 Amerikan Seçimlerinin akabinde, Suriye hükümetinin düşürülmesiyle Orta Doğu güç dengesi değişti, Israil 1967 Altı Gün Savaşı’nda ele geçirdiği Golan Tepeleri üzerindeki hakimiyetini tekrar kurma şansını elde etti. İsrail yanlısı Trump retoriği Ortadoğu politikasında müdahaleci dış politikadan uzaklaşacağını fakat Israil’e desteğin devam edeceğini gösteriyor, lakin diplomasi temelli manevralar bölge ve bölgeler arası aktörler arasındaki tansiyonu da yükseltecektir.


Bunun yanında, Suudi Arabistan’ın 2030 Vizyonu hedefleri ile İran rejimi arasındaki ideolojik ve bölgesel çıkar odaklı rekabetinde, Amerika ve Çin’in bu rekabetin tasarımında etkileri büyük olacaktır. Bu durum İran iç ve dış politikasındaki gelişmeleri ve değişimleri de yakından takip etmeyi gerektirir.


Hiç kuşkusuzdur ki, yeni bir tampon bölge sınırı çizilecektir. Ancak bu durum; özellikle Iran devrimi ve akabinde Amerika’nın Irak işgali sonrası Ortadoğu’da oluşan yeni konjonktürde sertleşen manevralarla bölgede farklı bir yapılanmayı da beraberinde getirecektir. Israil; Gazze hattını tamamen kontrol altına almayı, Amerika’nın Ortadoğu’daki en yakın müttefiki olarak da deniz ticareti yolları ile deniz yetki alanları üzerinde özellikle denetim sahibi olmayı hedefliyor. Çin’in yeni İpek Yolu’na karşın İsrail, Ben Gurion Kanalı projesini hayata geçirmeyi, Gazze’nin henüz keşfedilmemiş doğalgaz kaynaklarını keşfederek Doğu Akdeniz’in doğal kaynakları üzerindeki rekabette, stratejik üstünlük elde etmeyi hedeflemektedir.  


İsrail’in Hamas ile başlayan ve özellikle Hizbullah’ı yok etme hedefiyle sertleşerek devam eden çok aktörlü çatışmasında, Filistin’in kendi kaderini tayin hakkını tanımaması sebebiyle direniş güçlenecektir. Halihazırda aktif olmayan Arap toplumu da giderek radikalleşecektir. Bu süreç, eninde sonunda kaçınılmaz olarak Filistin devleti fikrinin tekrar masaya yatırılmasına, ya da bir konfederasyon fikrinin doğmasına sebep olacaktır.

 

Kaynaklar:


1- AJLabs. (2023, October 09). AlJazeera Live. Retrieved from AlJazeera: https://www.aljazeera.com/news/longform/2023/10/9/israel-hamas-war-in-maps-and-charts-live-tracker

 

 






Son Yazılar

Hepsini Gör

Commentaires


Post: Blog2 Post

©2023 Uluslararası İlişkilerde Ortadoğu - The Middle East in International Relations

© Tüm hakları saklıdır.
bottom of page