Gazze'yi Kim Yönetecek?
- Ceren Cano
- 29 Oca
- 2 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 23 Mar

15 aylık çatışmanın sonunda imzalan üç aşamalı ateşkes Ortadoğu bölgesel dinamikleri açısından da yeni bir dönemi işaret ediyor. Fakat ateşkesin kalıcılığı şüphe barındırıyor ve bu durum bölge jeopolitik dengelerini ve güvenliğini de kırılganlaştırmakla beraber belirsizliğin de devam etmesine sebep oluyor.
Ateşkes Gazze halkı için bir nefes alma fırsatı sunsa da temelde birçok kırılganlığı barındırıyor. Israil'in Philadelphia ve Netzarim Koridorlarından çekilmesi ve Filistinlilerin evlerine dönüşüne izin verilmesi sembolik bir öneme sahip olsa da İsrail’in önceki askeri hedeflerinden bir sapmayı da temsil etmektedir.
Buna karşın Hamas ateşkesin bir duraklama olduğunu ve çatışmaların devam edeceğini öngörmektedir.
İsrail açısından bakıldığında savaşın stratejik bir başarısızlık olduğu ortadır. Hamas’ın askeri ve siyasi varlığı, İsrail’in yoğun askeri operasyonlarına rağmen hızla yeniden şekillenmektedir. Ayrıca İsrail halkı arasında savaşın başarısız olduğuna dair oluşan yaygın algı, hükümeti iç politikada zora sokmaktadır. Netanyahu hükümetinin bu süreçteki kararsızlıkları, artan uluslararası baskılar hem iç hem de dış politikada önemli riskler doğurmakta.
Hamas ağır kayıplar vermiş olsa da örgütlenme yeteneği ve ideolojik dayanıklılığı ile varlığını sürdürmektedir. Örgüt siyasi olarak meşruiyetini kazanmak ve bölge içindeki etkisini arttırmayı hedeflemektedir. Fakat Hamas’ın savaşçı kapasitesinin ciddi oranda azalması, silah gücünün yıpranması bu hedefin ne derecede elde edilebileceği sorusunu gündeme getirmektedir. Bununla beraber, Hamas’ın uluslararası meşruiyete sahip olmaması ve Filistin Yönetimi ile düştüğü fikir ayrılığı Gazze’nin gelecekteki yönetimi konusunda da fikir ayrılıklarını işaret etmektedir. Fakat Filistin Yönetimi’nin Filistinliler arasında meşruiyetini yitirmesi buna karşın Hamas’ın popülaritesinin artması birleşik bir Filistin yönetimi ihtimalini zayıflatıyor.
Ateşkesle beraber Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan, İsrail ile normalleşme sürecini bağımsız bir Filistin devletinin kurulması şartına bağladı. Iran ve Türkiye içinse Gazze ve Filistin meselesi bir nevi bölgesel stratejik üstünlük meselesidir. Türkiye’nin Suriye’deki askeri ve siyasi manevraları ve İsrail’e yönelik söylemleri bölgede aktörler arası hamlelerin de sertleşeceği sinyalini vermektedir. Mısır ve Ürdün ise Gazze’den kitlesel göçü engelleme çabalarına odaklanmış durumda.
Gazze’nin gelecekteki yönetimine dair iki senaryo yer alıyor; çok uluslu bir yönetim veya İsrail’in askeri yönetimi. Çok uluslu bir yönetim uluslararası desteği artırma potansiyeline sahip olsa da Hamas’ın varlığı ve bölgedeki istikrarsızlık bu modelin uygulanabilirliğini zorlaştırmakta. Öte yandan İsrail’in askeri yönetimi bölgesel ve uluslararası düzeyde tepki çekebilir ve terörist saldırıların hedefi haline gelebilir.
Her iki senaryo da Filistin- İsrail sorununa temel bir çözüm sağlamayacaktır. Bölgede kalıcı bir çözüm, Gazze’nin ekonomik ve sosyal yapısının yeniden inşasını içermekle beraber, uluslararası toplum tarafından tanınan meşru bir yönetimle yönetilmesini, mümkünse bağımsız bir Filistin devletinin kurulmasını, bu aşamada bu seçenek uygulanamayacaksa İsrail’le birlikte federatif ya da konfederatif geçici bir çözümle ele alınmasına bağlıdır. Eğer temelde bölge güvenliği için de kalıcı bir çözüm aranıyorsa.
Comments